Bazı konuşmalara ben de katıldım; şu yıllardır çözülemeyen Gediz için belediyenin neden tedbir almadığını sordum. Evet, bazı sorumluluklar belediyelerde ama kirleticilerde en büyük pay, tarım ilaçları, madencilik kazıları, sanayi ve endüstri bölge atıklarından kaynaklanıyor…
Hatta kimi fabrikaların atık su deşarjları için sağaltma havuzları var ama bazılarını mesai saatleri dışında çalıştırmıyorlarmış. Bunların kontrol ve yetki alanları sadece Belediyeler değil.

Biz buradan açık çağrımızı yapıyoruz:
Kamusal alanda ve hizmetlerde sorumluların görevini en iyi şekilde yapmasını beklememiz bizim yurttaşlık hakkımız; elbette öncelikle çevrenin kirletilmesine müsaade edilmeyecek, OSB’ler de atık su kontrol ünitelerinin sağlıklı çalışması kontrol edecek. Tarımsal ilaçların ambalajlarının toprağa-suya atılmasını önleyecek. Ama konu sadece Gediz Nehri değil, bu toprağın Havza bazlı bölge politikalarının sanayi-tarım-nüfus ile orantılı bir şekilde dengeli planlanması gerekiyor…
Buna göre mesela orta ölçekli sanayi bölgelerinin, mevcutlarının devamlı büyümesinde atık sularının daha baştan ele alınması gerekiyor.
O zaman ne yapacaksınız, sanayi-imar gibi alanlarda yer seçimi kararlarının hassasiyetle verilmesi gerekiyor.
Bu işlerde ciddiyet lazım.

Unutmayın ki doğada sadece 1 santimetre verimli üst toprağın oluşması yaklaşık 1.000 yıl sürüyor. Tarım yapılabilen 40-50 santimetrelik bir toprak tabakasının oluşup olgunlaşması ise en az 20.000 ile 25.000 yıl sürüyor.
Böylesine değerli bir toprağı gözümüz gibi bakmamız gerekirken; bazen, bazı yerlerde kanunlara aykırı olmamasına karşın, vasfı ham toprak olan arazilere sanayi izni veriliyor…
Olmaz böyle! Mesele sadece fabrika kurulması değil, çevre kirliliği, nüfus artışı, konut, altyapı, halk sağlığının bütüncül bir şekilde ele alınması gerekiyor.




