Manisa

Manisa İYİ PARTİ BAYRAMLAŞTI

İyi Parti Manisa İl Başkanı Gözde Aytaç'ın ev sahipliğinde Kurban Bayramı kapsamında bayramlaşma töreni düzenlendi. Uluparkta düzenlenen bayramlaşmaya İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cenk Özatıcı, İyi Parti Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı Eren Şadan, ilçe başkanları ve partililer katıldı.

İyi Parti Manisa İl Başkanı Gözde Aytaç, Bayramlaşmaya katılan bütün partililere teşekkür etti. Aytaç, "Saygıdeğer Genel Başkan Yardımcımız, Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcımız, kıymetli ilçe başkanlarımız, STK temsilcilerimiz ve partimizin her kademesinde büyük bir emekle görev yapan değerli dava arkadaşlarım;
Hepinizi en içten saygılarımla ve muhabbetle selamlıyorum. Bayramlaşma programımıza hoş geldiniz, şerefler verdiniz.
Bizleri bugün burada buluşturan şey sadece takvimdeki bir bayram günü değil; aynı inançla omuz omuza verdiğimiz o büyük memleket mücadelesidir. Bayramlar elbette kucaklaşma günüdür ama bizim için aynı zamanda ahitleşme, sözleşme ve inanç tazeleme vesilesidir.
Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun çok net çizdiği bir rota var: “Bizim pusulamız yalnızca aziz milletimizdir.” Biz bu pusuladan bir milim bile sapmadan, siyaseti fildişi kulelerde değil, Manisa’nın sokaklarında, meydanlarında, insanımızın tam kalbinde yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz.
Türkiye bugün yorgun. İnsanımız kutuplaşmadan, tepeden bakan o kibirli dilden ve üretilmeyen çözümlerden bıktı. Tam da bu yüzden, İYİ Parti’nin o birleştirici, makul ve adaleti savunan sesine bu ülkenin her zamankinden daha çok ihtiyacı var. Manisa’da 17 ilçemizin tamamında, köylerinden merkezine kadar bu sesi hep birlikte yükselteceğiz. Bizim siyasetimiz kağıt üstünde kalacak bir siyaset değil; insanımızın derdine derman olacak yaşayan bir siyasettir.
Bu anlamlı günde, memleketimize huzur, her birinizin hanesine bereket ve geleceğimize umut diliyorum. Bayramımız mübarek, yolumuz açık, birliğimiz her daim daim olsun" diye konuştu.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cenk Özatıcı ise, "Televizyonu açıyoruz. Telefonlara bakıyoruz. Acaba bugün memlekette ne olmuş? Bugün kim gözaltına alınmış? Bugün hangi yavrumuz hangi cehennemin kurbanı olmuş? Bugün kim tutuklanmış? Bugün kime hangi siyasi komplo yapılmış diye başlıyoruz günlere. Yahut bakıyoruz. Aslında mutlu bir haber alıyoruz. Memlekette bir bebek dünyaya gelmiş. Ne güzel. Acaba hastanede başına bir iş gelir mi? Büyüyor, okula gidecek. Ne güzel, okulda başına bir iş gelir mi? Üniversiteye gidiyor. Üniversitesi kapanabilir. Mezun olabilir mi? Mezun olup iş bulabilir mi? Mülakatta torpil kullanabilir mi? Memleketin evlatları istikballerini bize kuyruklarında arar hale gelmiş. Acaba evlatlarımız istikballerini kendi memleketlerinde arayıp bulabilir mi diye geçiriyoruz günleri ömrümüzü. Yahut bakıyoruz. Mazotun hali ne olacak? Çiftçiyiz. Girdi fiyatları ne olacak? Emekliyiz. 20.000 lira yaşama öl demek. Emeklinin hali ne olacak? Memleketin hali ne olacak? Bugün şu anda bu konuşmayı yaparken ana muhalefet partisinin genel merkezinin önünde polis ablukası var. Siyasetin ülkenin hali ne olacak diye geçiriyoruz gündemimizi. Ya böyle ömür geçer mi ya? Böyle ömür geçer mi? Dolayısıyla size şunu söyleyecekler. Size şunu söyleyecekler. Böyle gelmiş, böyle gider diyecekler. Değişmez ki diyecekler. Yalan söylüyorlar. Bakın korku ne kadar bulaşıcıysa burada bir kişi korktuysa ikincisi korktuysa öbürsü kendiliğinden korkmaya başlayacak. Bir şey mi buldu? Korku bulaşıcı eyvallah. Ama cesaret de o kadar. Onun için bir şey değişecek. Başka bir Türkiye hayali mümkün. Buna inanın. Başka bir Türkiye mümkün. Çiftçinin tarlaya düşürdüğü, alım terinin karşılığında alabildiği Türkiye mümkün. Emeklinin insanca yaşadığı Türkiye. İnsanca, çok bir şey istemiyoruz. Mersin'de, Tokat'ta, Türkiye'nin muhtelif vilayetlerinde. Sahil ziyareti yaparken pazarda, çarşıda. Ben 70 yaşındaki emeklilerin emeklileri görüyorum ya. Yani milliyetçiyiz diyoruz değil mi? Biz milliyetçiyiz. Milliyetçilik ne? Milliyetçilik sadece Türk milletinin varlığının ve birliğinin muhafaza edilmesin mi? Elbette bu. Sadece Türkiye'nin egemenliğini savunması mı? Evet, tabii ki. Ama bundan ibaret değil. Milliyetçilik aynı zamanda Türk milletinin muhafazası kadar o milletin mensuplarının da huzur, refah ve zenginlik içinde yaşamasıdır. Avrupalı emekli emekli olduğunda tatile, benim memleketime gelecekte. En güzel plajlarda gezecek. Benim memleketimin en güzel kıyılarında tatil yapacak ama benim emeklim 70 yaşında, 80 yaşında bayramda torununa harçlık vermekte, kira ödemek arasında tercih yapmak zorunda kalacak. Pazarda çalışmak zorunda kalacak. Böyle bir milliyetçiliği kabul etmiyoruz. Milliyetçilik millete faydalı olabilmektir. Onun için biz hem Türk milletinin varlığın ve birliğinin ilelebet muhafaza edebildiğimizi ve faydalı değil. Hem de o milletin mensuplarının huzur, refah, zenginlik içinde yaşadığı bir Türkiye hayalini savunuyoruz. Ve bunu gerçekleştirinceye kadar bu siyasi mücadele devam edecektir. Onun için başka bir Türkiye hayalinin mümkün olduğunu bilin. O başka Türkiye hayalinin yani gençlerin istikballerini bize kuyruklarında aramadığı, kendi vatanlarında aradığı, bulduğu. Çiftçinin alın terinin karşılığını aldığı, emeklinin insanca yaşadığı. İşçinin. Vatandaşın vergi yükü altında ezilmediği. Refah içinde yaşayabildiği bir Türkiye hayalini gerçek yapabilecek siyasi partinin kadroları biziz. Bunu gerçekleştirebilecek çap, kabiliyet ve liyakate sahip olan biziz. Biz yaparız. Onun için bakın ben buraya geldim. İsterseniz kendi hemşehrinizden. Bir kardeşinizden geleceğe dair bir müjde. İsterseniz bir haber. Nasıl görürseniz görün. Ama ben size söylüyorum. Biz Türkiye Cumhuriyeti Devletini yöneteceğiz. Biz istikbalde Türkiye Cumhuriyeti Devletini yöneteceğiz. Allah'ın izniyle. Biz yönettiğimiz zaman biz yönettiğimiz zaman o zaman işte o gün devlet idaresinde denge denetleme mekanizmalarını mı kuracağız? Üstünlerin hukuku değil de hukukun üstünlüğü mü sağlanacak? Kişi hak ve hürriyetleri mi? İfade özgürlüğü mü? Basın özgürlüğü mü? Akademik özgürlük mü? Biz yaparız. Demokrasi hukuku biz akıtırız. Tarımı, yüksek teknoloji ihracatını biz yükseltiriz. Türk üniversitelerinde ilk 500'e değil, ilk 100'e, ilk 50'ye bir sokarız. İnşallah. Sokakları, mafyalarla, çetelerden biz temizleriz. Devlet içinde çöreklenmiş ne kadar tarikat ve cemaat varsa devlet hiyerarşisini sakatlayan. Bir şey söyleyeyim. Biz Türkiye'nin. Biz turpotanseverleriz. Biz Atatürkçüler, biz vatanseverler, biz ulusalcılar, biz bu memleketin evlatlarıyız. Evet, bunu yapacağız. Yani gelecek biziz ve biz geleceğiz. Ama fırsat geldiği zaman da hazır olmak çok önemlidir. İşte Musavvat Dervişoğlu liderliğinde bugün İyi Parti. Biz açık söylüyorum ha. Biz 49'u 50 yapmak için kurulmadık. Birileri 5 yılda bir şanslı 40-50 kişi seçelim de Ankara'ya meclise gönderelim diye kurmadık bu parti. Birileri milletvekili olsun diye kurmadık ya. Devlet yönetmene namzet olarak kurduk. Ve devleti de idare edeceğiz, yöneteceğiz. Siyasetin. Çünkü bütün bu siyasi irade ve idarenin tek bir kişinin aklına, tercihlerine, fikirlerine, ajandasına, heveslerine. Memleketin istikbalinin bir kişinin iki dudağı arasından çıkacak kelimelerin akıbetine terk edildiği bir dönemde. Biz şunu görüyoruz. Devlet dediğimiz şimdi devlet aklı diyorlar ya. Devlet dediğimiz 3 erkten oluşur. Yasama erkı, yürütme erkı, yargı erkı. Yasama adı üstünde meclis yasa yapar. Yürütme hükümettir, icra makamı. Yargıda bağımsız olması gereken mahkemelerdir. Bir ülkede demokrasi olabilmesi için, hukuk olabilmesi için olmazsa olmaz bir şey var. Güçler ayrılığı. Yasama, yürütme, yargı ayrı olmalı. Birbirini denetlemeli. Ama Türkiye'de geldiğimiz noktada artık yasama, yürütme, yargı ortadan kalkmış. Bunun yerini Recep Tayyip Erdoğan almıştır. Meselenin özü budur. Sorun bu kadar. Bütün vekillerin bir de kanını da özü. İşte bunu değiştireceğiz. Bunu değiştireceğiz. Ve partimizle ortaya koyacağız. Partimizi ortaya koyacağız. Bir tanesi çıkıyor. Türkiye'yi. Türk milleti ifadesini tedavülden kaldırarak. Türkler, Kürtler, Araplar. Türkler, Kürtler, Araplar diye memleketi üç uluslu bir istibdat rejimine, bir baskı rejimine sürüklemek istiyor. Bir tanesi çıkıyor, efendim milli eğitimde biz etnik kimliklere göre bundan sonra eğitim vermek istiyoruz diyor. Bir tanesi 50.000 Türk vatandaşının katilinin. Askerinin, polisinin kundaktaki bebeğinin katiline kalkıyor kurucu önder diyor. Ama biz başka bir şey söylüyoruz. Yalnızla kalsak, gerekirse bir başımıza kalsak. Gerekirse yalnız. Gerekirse tüm siyasi kuvvetle kudretlere karşı. Biz başka bir şey söylüyoruz. Biz diyoruz ki bu memlekette etnik kimliği, mezhebi, yaşam tarzı, hayat felsefesi, ideolojisi, partisi ne olursa olsun. Kim olursa olsun. Bu ülkede 86 milyonu topsayan tek bir millet vardır. O da büyük Türk milletidir. Ve hepimiz Türk milletiyiz" dedi.

İyi Parti Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı Eren Şadan ese partililerin bayramını kutladı.