Geçen yıl neredeyse kurumaya yüz tutan barajlarda şimdi su tutuyor, toprak bu sene bol bol yağmur aldı. Nisan başı yağmurlar ayın ilk on gününde de devam edecek gibi, yani şükürler olsun bu sene önümüzdeki bir buçuk yılın su kıtlığını ortadan kaldırıyor gibi görünüyor; Allah her türlü afattan bizi korusun…
Doğa kendi eko-sistemini bir şekilde dengeliyor; bu muhasebe mizanı gibi bir yıllık-iki yıllık dönemleri içermiyor, örneğin dünya tarihinin buzullar devri gibi dönemlerinden arta kalan Grönland coğrafyası, ki on sekizbin yıl öncesi diyelim, -meteorolojik döngülerinde bin yılların önemi yok- bugün hala gözlenebilir.
MÖ 16.000 civarında, Grönland tarihinin o dönemlerinde insanlık henüz avcı-toplayıcıydı; yani tarım yoktu… Taş, kemik ve ahşaptan yapılmış aletler kullanılıyordu, ok ve mızrak gibi av araçları yaygındı.
Bugünün Avrupası ve Kuzey Amerika’nın büyük kısmı buzullar altındaydı.
Ama Anadolu daha o dönemlerde daha şanslıydı, iklim daha yaşanabilir ve toprak daha bereketliydi…
Mesela mercimek gibi ürünlerin tek yetiştiği yer bu topraklardaydı. Buğday buralarda kök saldı; ilk insan topluluklarının işbölümü buralarda gelişti… Ve güçlü medeniyetler kurdular.
Bu coğrafyaların en temel değişimi zihniyet dünyasında yaşandı.
İnsan aklını daha fazla kullanmayı öğrendi.
Dönemler geçti… Bugün Anadolu’nun kadim tarım ürünlerinden bazı temel ürünleri on sekiz bin yıl öncesinde haritalarda olmayan ülkelerden alıyoruz.
Mercimeği buğdayı dışarıdan alıyoruz!
Önceki yıllarda saman dahi ithal ettik.
Buna karşılık kendi ürettiğimiz tarım ürünlerinin ilaç tortularını henüz temizleyemiyoruz…
Ve son aylardaki yağmur nedeniyle toprak kendi eko-sistemini coğrafyada ‘temize’ çekerken topraklarımız sular altında kaldı diye feryat ediyoruz.
Mesela çok değil otuz-kırk yıl öncesinde Gediz taşkınları Üç Oluklu çeşmeye, Stadın aşağısına gelirdi, şimdi Manisa Nurlupınar mahallesine su bastı. Hamzaköy’ün aşağısında, Nif Çayı kesişmesinde dereler taştı ve Gediz hâlâ kirli akıyor. Neden?... Çünkü bu sistem işi; İnsan aklını daha fazla kullanmayı öğrenecek!...
Ki, Kur’anın pek çok yerinde de doğaya dikkat çekilir, tanıyın-öğrenin diye uyarılarda bulunulur…
Ve Kitabımızın pekçok yerinde ‘Hiç düşünmez misiniz!’ diye dikkatler çekilir…
Çünkü tıpkı on sekiz bin yıl öncesinden bugüne olduğunu gibi doğayı daha iyi tanıyıp, insan aklını daha iyi işletecek ki, medeniyet kurulabilsin…
Ya biz bugün ne haldeyiz.
Bunu kendimiz soralım…
Nisanda yağmurlar devam ederken, tarım arazilerine ve su toplama yerlerine imar vermeye devam ediyoruz…
Hâlâ ve hâlâ arsenikli sularını dereler akıtan firmaların pislikleri çevreyi kirletmeye devam ediyor…
Gediz’in hemen kenarına sanayi bölgelerinin endüstriyel nitelikli atık su deşarjları yapılıyor.
Mesela hâlâ ve hâlâ özellikle Turgutlu Akhisar atık suları, bazılarında deşarj kanalları olsa da gece şalteri indirip zehirli kimyasallarını çevreye salıyor.
Topraklarımız tarımsal ilaç ve kontrolsüz madencilik nedeniyle, sinayüre bulaştı;
Hâlâ ve hâlâ Ahmetli regülatörünün aşağısında kum ocakları çalışıyor;
Ve bugün, onsekiz bin yıl sonra bugün, Manisa’da İnsanlık medeniyetimizin geldiği noktada Yağmurları tartışıyor!..
Hani arabesk bir şarkı var ya ‘Beni Köyümün Yağmurlarında Yıkasınlar’ diye;
Al işte yağmur!!
MANİSA’DA YAĞMUR VE ‘MEDENİYET’
Bunlar da ilginizi çekebilir