Sokağa çıktığınızda, pazara gittiğinizde, bir bankanın önündenf geçtiğinizde aynı yüzlerle karşılaşıyorsunuz. Sessiz, mahcup, hesap yapan yüzler… Bu yüzlerin çoğu emekli. Ve hepsinin aklında tek bir soru var: “Bu şartlarda nasıl geçineceğiz?”
Yıllarca çalışmış, üretmiş, vergisini vermiş insanlar bugün temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Emekli maaşı daha cebe girmeden eriyor. Kira, elektrik, su, doğalgaz derken sofraya kalan pay her geçen gün küçülüyor. Pazarda artık “kilo” değil “yarım kilo” soruluyor. Et reyonu ise çoğu emekli için sadece vitrinden ibaret.
Resmî açıklamalarda enflasyon düşüyor deniyor ama emeklinin mutfağında durum farklı. Çünkü gerçek enflasyon, market raflarında ve faturalarda yaşanıyor. Maaş artışları kâğıt üzerinde kalırken, hayat pahalılığı hız kesmiyor.
Bir de işin onur boyutu var. Emekli, evladına yük olmaktan korkuyor. Bayramda torununa harçlık verememenin mahcubiyeti, bu ülkede binlerce emeklinin ortak duygusu hâline gelmiş durumda. Oysa emeklilik, huzur ve güven dönemi olmalıydı.
Sağlık harcamaları ise ayrı bir sorun. İlaç katkı payları, muayene ücretleri derken emekli hasta olmaktan çekinir hâle geldi. “Doktora gidersem bütçe sarsılır mı?” diye düşünen bir emekli profili, sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmıyor.
Buradan yetkililere düşen görev açık: Emekli maaşları, gerçek hayat pahalığına göre yeniden düzenlenmeli. En düşük emekli maaşı, insan onuruna yakışır bir yaşam seviyesinin altına düşmemeli. Geçici çözümler değil, kalıcı adımlar atılmalı.
Unutmayalım; bugünün emeklisi dünün emekçisiydi. Bugün emekliye reva görülen şartlar, yarın hepimizin karşısına çıkacak. Emekliye sahip çıkmak, aslında geleceğimize sahip çıkmaktır.
“Ne olacak bu emeklinin hali?” sorusu artık bir serzeniş değil, acil cevap bekleyen bir toplumsal meseledir.
Emeklilerin durumunu iyileştirmek için sadece maaş artışlarına odaklanmak, geçici bir pansuman etkisi yaratabilir. Daha köklü adımlar atılması gerekiyor:
İntibak Düzenlemesi: Farklı yıllarda emekli olanlar arasındaki maaş uçurumunun giderilmesi, adalet duygusunu pekiştirecektir.
Sosyal Destek Paketleri: Sağlık hizmetlerinde katkı paylarının azaltılması, ulaşım ve temel ihtiyaç (elektrik, doğalgaz vb.) indirimlerinin kapsamının genişletilmesi.
Aktif Yaşlanma Programları: Belediyelerin ve devletin, emeklileri hayatın içinde tutacak ücretsiz hobi ve eğitim alanlarını artırması.
Sonuç olarak;
Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi, sadece gökdelenleri veya teknolojik atılımlarıyla değil, yaşlılarına ve emeklilerine sunduğu hayat kalitesiyle ölçülür. Emeklilerin "ne olacak bizim halimiz?" sorusuna verilecek en güzel cevap; onlara sadece bir maaş değil, hürmet ve refah dolu bir yaşam borçlu olduğumuzun bilincine varmaktır.
Yaşanası güzel yarınlara..
Sevgi ve Saygılarımla...